• https://www.facebook.com/psikofiz.yeni
  • https://twitter.com/pskalpardic/

Panik Atak Nedir?

Panik Atak; ani, bunaltıcı, dehşet verici bir yaşantıdır. Oldukça ağır yaşanan bir anksiyete nöbetidir. Atak ani başlayıp kısa sürede doruk noktasına ulaşmaktadır. Nöbet sırasında ölüm korkusu, delirme ya da kontrolü kaybetme korkusu görülür. Nöbetler kendiliğinden olabileceği gibi psikososyal bir uyarandan da kaynaklanabilir. Atakların şiddeti ve sıklığı kişiden kişiye değişir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi kardiyolojik şikayetlerle başlaması nedeniyle genellikle kardiyak bir nöbet zannedilebilir. Profesyonel bir destek alınmasını gerektiren bir rahatsızlıktır.

Aşağıdaki semptomların dördünün 10 dakika içinde en yüksek seviyeye ulaştığı durum panik ataktır.

DSM IV

1.      Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması

2.      Terleme

3.      Titreme ya da sarsılma

4.      Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları

5.      Soluğun kesilmesi

6.      Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkılma hissi

7.      Bulantı ya da karın ağrısı

8.      Baş dönmesi sersemlik hissi, bayılacakmış gibi olma

9.      Derealizasyon(gerçek dışılık duyguları) ya da depersonalizasyon(benliğinden ayrılmış olma hissi)

10.  Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu

11.  Ölüm korkusu

12.  Uyuşma ya da karıncalanma duyumları

13.  Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

DSM IV’ ün bozukluk ölçütü bireyin yineleyen, beklenmedik ataklar yaşamasını gerektirmektedir. Bu ataklardan en az birini, en az bir ay süre ile bireyin başka atakları olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyduğu ya da atakların sonucu olarak belirgin bir davranış değişikliği gösterdiği bir dönem izlemelidir.

·         Fobik bozuklardaki en önemli bileşen, bireyin kaçınmak için çeşitli manevralar yaptığı belirli bir nesne ya da duruma karşı duyulan sürekli ve anlamsız bir korkudur.

·         Agorafobi, ihtiyaç duyulduğunda yardım almanın mümkün olmayabileceği ya da kaçışın güç olabileceği yer ve durumlarda bulunmaktan aşırı korku duyma olarak tanımlanmaktadır. Yaygın ve çaresiz bırakan fobik bir bozukluktur. Şiddetli agorafobilerde birey eve bağlanmaktadır, evden çıkmaya cesaret edememektedir.

Etiyolojik Değerlendirme

Kaygının psikolojik açılardan ele alınmasında Psikanalitik kuram ve öğrenme kuramları yer almaktadır. Her ne kadar bu iki bakış açısı arasında açık bir fark olsa da, her iki kuram da kaygıyı olumsuz bir olay beklentisi olarak ele alır. İkisi de kronik kaygı ve panik atak arasında önemli bir ayrım yapmaz. Psikanalistler kronik kaygıyı bilinçaltında ego ile önceden cezalandırılmış id dürtüleri arasında çatışmanın belirtisi olarak ele alır. Bu dürtülerin genellikle cinsel ya da saldırgan oldukları varsayılmaktadır. Bunlar erken çocukluk dönemine bağlanabilmektedir. Öznel kaygı deneyimleri ile uyarı işareti veren ve yakında olmasından korkulan şeylerden kaçınma çabasıyla ego bastırma denilen savunma mekanizmasını kullanır.

Koşullanma modeli: bu modele göre Dennis’in sorununu önceden nötr olan bir uyaranın örneğin bir tiyatro acı ya da korku veren bir uyaranla ilişkilendirilmesi yoluyla öğrenilen bir korku tepkisi olarak ele alır. Dennis bir kere belli bir durumdan korkmayı öğrendikten sonra, muhtemelen bu durumlardan kaçınması, ortamdan uzaklaştığı zaman kaygısında azalma yaşaması yolu ile öğrenilmektedir. Bu modelin bazı sorunları vardır. İlk olarak kaygı bozukluğu hastalarından çok azı travmatik bir olay yaşadıklarını anımsarlar. İkincisi ise bu çalışma şekli kalabalıktan kaçışın sebebini açıklasa bile korkunun başlangıç kaynağına dair bir açıklama yapmaz.

Geleneksel öğrenme kuramı: Dennis’in sorununu önceden nötr olan bir uyaranla korku veren bir deneyimin arasında bağ kurulması sonucunda oluşan bir tepki olarak açıklayacaktır.

 

 

(Beck)Kaygı bozukluları ile ilgili bilişsel model insanların çevreden gelen bilgiyi yorumlamalarına özel bir anlam vermektedir. Bazı insanlar pek çok olayı olumsuz şekilde yorumlayarak kendi kendilerini gereksiz yere kaygılandırmaktadırlar. Dünyayı kendilerinin yanında değil de karşılarında görmektedirler. Çevresel olaylar tarafından tetiklenen olumsuz düşünceler ve imgeler sürekli bir tehdit ve güvensizlik hissine yol açmaktadır. (Clark)Başka bir bilişsel kuramda bu bozukluğun bedensel duyumların hatalı yorumlanması sonucunda panik bozukluğun ortaya çıktığını savunmaktadır. Kaygılı bir durum karşısında birey normalde verilen bedensel tepkileri abartılı şekilde yorumlar ve bunun bir felaket gibi algılar ve kendi vücuduna yoğunlaşır.

Biyolojik ve psikolojik etkenlere göre açıklayan Klein insan beynin bir boğulma monitörü içerdiğini iddia etmektedir. Bu monitör, her hangi bir boğulma tehdidinin izini bulduğunda acilen açık bir alana kaçama çabasını harekete geçiren, nefessiz kalmanın eşlik ettiği sıkıntı verici bir duyguyu tetiklemektedir. Klein’in modeline göre beklenmedik panik ataklar sistemin yanlışlıkla ateşlenmesini temsil etmektedir. Bu yanlış tetiklemenin nedeni olarakta biyolojik etkenler yani hormonlar ya da sosyal ve psikolojik etkenler yani stresli yaşam olayları gösterilmektedir.  

Psikolog Alp ARDIÇ

Randevu Hattı

    

 0312 441 24 26

 0542 575 71 15

Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam74
Toplam Ziyaret421105